12 Kas 2010

Oyyyrovizyonn.


1956 Yılından beri düzenlenen yarışmaya, 1975 yılından beri katılıyoruz. (İlk katıldığımız parça, Semiha Yankı- Seninle Bir Dakika, 1975, Stockholm, İsveç).. Ara verdiğimiz seneler de oldu, müziğe siyaset karıştırıp son anda yarışmacılarımı çektiğimiz sene de oldu (1979 yılında İsrail'de yapılan yarışma, Türkiye, İsrail'in başkentini Tel Aviv kabul etmiştir ama yarışma Kudüs'de yapılınca şarkısı hazır olmasına rağmen katılmaktan vazgeçmiştir. -Maria Rita Epik ve 21. Peron/Seviyorum-Konunun sonunda buna bir kez daha döneceğiz) ..

Konu Eurovision olunca, bunun hakkında uzun bir yazı yazılabilir, 1969 Yılında dört adet 1. seçilmesi gibi garipliklerin yanında, bir sürü güzellik de barındırır. Ama ben sadece belirli bir noktaya değinmek istiyorum, o yüzden fazla uzatmayacağım..

Eurovison yarışmasına katılacaklar son bir kaç yarışmaya kadar hep gene yurt çapındaki bir yarışmayla seçilirdi, ama asıl yarışmada ciddi başarılar elde edemezdik. Son bir kaç senedir, (bence iktidar partisinin de bir hamlesi olarak) yarışmaya katılacaklar hali hazırdaki profesyonel şarkıcılardan seçiliyor ve aldığımız derecelerde ciddi bir yükselme var. Bu iyi bir şey gibi görünse de beni üzen başka bir nokta var.

Her ne kadar bazı çevreler Eurovison yarışmasını çok abarttığımızı düşünse de, dünyada bu yarışma sayesinde ünlenen pek çok isim var. Örneğin: ABBA, Alexander Rybak, Julio Iglesias, Celine Dion vs vs.)

Türkiye'de ise çok daha tatlı bir durum var ortada. Tatlı kelimesini seçmemin sebebi; televizyon kanallarının olmadığı zamanlarda, yarışmada seçilemese bile tanınmış ve çok sevdiğimiz isimler olması. Hemen örnekleyelim: Semiha Yankı, Ayşegül Aldinç, Candan Erçetin, Arzu Ece, Demet Sağıroğlu, İzel, Reyhan Karaca, Şebnem Paker, Tuğba Önal...Hatta, İlhan İrem ve MFÖ'nün de yıldızının parlamasında bu yarışmaların katkısının payı çoktur.

2003 Senesinden beri yurt içi elemelerinin kalkması, katılacak adayları belirlemek için "ünlü" birilerine " teklif " götürülmesi belki de iktidarda bulunan partinin her sektörde kendini gösteren popülist zihniyetin bir uzantısıdır. Sonuç olarak bu değişiklik bize yarışmada dereceler ve gururlanmalar hediye ederken, yeni ve belki de çok seveceğimiz isimleri tanımamızın önüne geçti. Birinden birini seçmek zorunda mıydık diye sorası geliyor insanın....

Şimdi gelelim, "boşlukta kaybolan" Eurovision şarkımıza. Uzun süren elemelerden sonra , İlhan İrem'in son anda diskalifiye edilmesinden sonra, Maria Rita Epik ve 21. Peron grubu, Seviyorum adlı şarkılarıyla yarışmaya katılmaya hak kazanmışlar, ancak İsrail'de yapılan yarışmaya katılmaları son anda iptal edilmiştir. Şimdiye kadar seçilmiş bütün şarkılarımızı biliriz, ama bu "seçilmiş" ama "engellemiş" şarkımız pek bilinmez. Dinleyin bakalım:)

Sevdiysen paylaş.