2 Eki 2010

Micmacs- Yumuşacık Bir Film

Fransız filmleri aslında beni biraz geriyor, ama söylemek istediğini insanı sıkmadan söylebilecek böyle yapımlar da çıkıyor ki sırf bu yüzden takibi bırakmamak gerektiğine hükmedebiliyorsunuz.
Bu filmi seyrettikten sonra ağzınızda kalacak Amelie tadı sadece filmin Fransızca olmasında değil kesinlikle. Filmin yönetmeni Jean-Pierre Jeunet aynı zamanda Amelie filminin ve hatta ilginiz varsa kesinlikle bileceğiniz Delicatessen ve The City of Lost Children filminin de yönetmeni. Üst üste gişe Hollywood filmlerini inceledikten sonra böyle bir film de yazayım da üzerime yapışan popüler karakter imajımı biraz sileyim, ben de azcık entelim diyebileyim dedim:))...

Film aslında yeni değil, 2009 yapımı, ama internette yeni gördüm ve sanırım sinemalarda oynamadı, ya da ben kaçırmış olabilirim. Bu kadar geri planda kalması için ne yaptı onu da bilmiyorum.

Filmimizin kahramanı Bazil isimli gencin hayatında iki önemli dönüm noktası vardır. Birisi çocukluğunda babasının savaşta mayına basarak ölmesi, diğeri de çalıştığı video satan dükkanın önündeki silahlı bir çatışmadan çıkan kurşunun başına saplanması. Babası öldükten sonra yetimhaneye düşen kahramanımız, başına kurşun saplandıktan sonra ciddi bir ameliyat geçirir. Doktorların iki şansı vardır, ya kurşunu çıkaracaktır bu durumda hastanın bitkisel hayata girme riski yüksektir, ya da kurşun orada kalacak bu durumda da ileriki yaşantısında adamın her an ölme riski olacaktır. Yazı tura atarak ikinci seçeneğe karar verir doktorlar. Bu durumun bize hediyesi de, Bazil'in her an öleceği korkusunu işlemesidir. En mutlu olduğu sahnelerde peşimizi bırakmayan ama hiç bahsedilmeyen ölüm. Seyirci de bu şekilde ortak edilmiş endişeye.

Bazil , hastaneden çıkmıştır ama evini ve işini kaybetmiştir. İş bulamayan genç çareyi sokaklarda dilencilik yapmakta bulur. Bütün hayatı değişmiştir ve yeni arkadaşları olmuştur. Birbirinden ilginç bu insanlar bir hurda çöplüğünde kendi krallıklarını kurmuş renkli kişilerdir ve kahramanımızın bu insanlar arasında kendine yer bulması çok uzun sürmez.

Ancak her şey renkli ve eğlenceli giderken, Bazil bir gün babasının ölümünden sorumlu olan mayını üreten silah fabrikasını ve başına giren kurşunu üreten silah fabrikasını bulur. Kaderin cilvesi ile bu ikisi karşı karşıyadır ve ikisinin de başında son derece hırslı patronları oturmaktadır. Tek başına, evsiz ve işsiz Bazil, bu silah patronlarından intikam almaya karar verir. Arkadaşları onu yalnız bırakmayacak, her birisi kendine has yetenekleriyle bu serüvende büyük devlerle savaşacaklardır.

Renkli kişiliklerin ve yarı masalımsı anlatım tarzı ile son derece akıcı bir dile sahip Micmacs.. Yönetmenin ustalığı kendini bir çok sahnede göstermiş, olayları aktarımı, ağzınızda bırakacağı tat gerçekten çok güzel. Temiz ve samimi ilişkiler, silahların kötülüğü, vahşi kapitalizmin karşısındaki duruş ve bununla örtüşük no war make love mesajı baştan sona insanın içini ısıtan bir filmle karşımıza çıkıyor ve seyirciyi hiç rahatsız etmeden veriliyor. Başta söylediğim gibi yormadan da bir şeyler anlatılabiliyormuş demek:)

Geçen seneye ait bu filmi henüz daha izlemediyseniz çok geç olmadan mutlaka izleyin derim. Çok seveceğinize eminim.



FriendFeed Yorumları:

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Sevdiysen paylaş.