25 Ağu 2010

Herpes Zoster ve Gönül Yarası

1999 Yılının çok soğuk kış günleriydi. Üniversitemin finaller zamanıydı ve sıkı bir şekilde ders çalışıyordum. O zamanlar başlarda önemsemediğim ama sonradan kendini çok önemsettirecek şekilde sırtımda hafif bir kaşıntı başladı. Başlarda her şey güzeldi, okulda kızlara rica ediyor sırtımı kaşıtıyor, gülüşüyor kikirdeşiyorduk.
Adem oğlu kızgın fırın Havva kızı mercimek
Bir kaç gün geçtikten sonra kaşıntımın göğsüme de yayıldığını ve kızarıklar başladığını gördüm. Başka bir şey olsa önemsemem ama cilt sorunu midemi bulandırır, hemen okulun karşısındaki polikliniğe gittim.
Kısa bir muayeneden sonra doktor dedi ki:
-Durumun biraz sıkıntılı, kötü haberlerim var. Zona olmuşsun.
-O nedir ki? Sempatik bir ismi var ama.
-Sınav zamanın mı?
-Evet??
-Stresten ve uykusuzluktan olmuştur. Bak açık konuşayım, çok ağrılı ve acı dolu günler bekliyor seni. Ben gene bir kaç ilaç yazacağım ama, sen de bu arada sınavlarına girmeyeceksin, mutlaka ama mutlaka stresten uzak duracaksın, üzüntü ve stres seni mahveder..

--Ömür çiçek kadar narin bir gün kadar kısa
Ağlama değmez hayat bu gözyaşlarına--

Peki peki peki diye sayıklayarak çıktım doktordan. Tamam olabilir, bütün sınavlara çalışmış olmama rağmen girmiyverirdim finallere, ne olacak ki? Bir dönem daha uzatırdık okulu… Peki peki peki…
İlk gün ağrılar ve acılar arttı, ama dayanılabilecek gibiydi. Dediği gibi stresten uzak duruyordum. İkinci gün evde elektrikler kesildi. Elektrikle ısınan o evde, bütün gece yalnız ve mağrur, ” ne stresi be, olabilir, elektrik bu” diye sayıklayıp bataniyenin altında mutlu bir şekilde titredim.

--Gün çoktan döndü buralarda
Ve ben simsiyah bir gecenin koynunda yapayalnız bekliyorum
Duyuyorum, görüyorum bir gün gelecek dönence biliyorum--

Ertesi gün arkadaşımdan gelen telefon ve verdiği haber beni Polyanna halimden çıkartıp, ağrı ve acı aleminde at koşturmaya başlattı.
Takvimler 1 Şubat 1999′u gösteriyordu.
Barış Manço vefat etmişti.
Hem büyük bir müzisyen, hem bir filozof, hem hepimizin abisi artık yoktu.

--Ölüm allahın emri, ayrılık olmasa--

Ne zona kaldı gözümde ne başka bir şey. Gözümdeki yaşları da aldım, yatağıma yattım. Üzüntümden hastalığım ilerledi, ve bütün göğsüme sırtıma yayıldı.

--Çoktan uçmuş güvercin tahta masam devrilmiş
Can dostum çomar uykuda
Tatlı komşu Ayşe teyze Emekli Salih Öğretmen
Hepinize hepinize elveda
Dostlar elveda
Gözlerim kurşun gibi ağır ağır kapandı bu gece
Elveda--

Ve üzerinden yıllar geçti, o gün hala tüm kaşıntısı, tüm acısı ve tüm soğukluğuyla aklımda.
Toprağın bol olsun Barış Abi, on puan-on puan-onpuan-on puan, kırk puanla şampiyonsun.


Sözüm meclisten dışarı dostlar
Bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum
Hani dilim dilim doğrasalar beni
Marmara Ege Karadeniz ve hatta Akdeniz cacık olur diyorum
Derdim öylesine büyük ki dostlar
Kırka yarıp yine kırka bölseler
Ve kırk bostana gübre diye serpseler
Kırkbin tane ot biter de kırkbin derde deva olur diyorum
Ne oldu bana böyle durup dururken
Oğlan aldı başını gitti kız zaten lafımı dinlemezdi
Düğmem kopuk paçam sökük oramda buramda çengelli iğneler
Bir de çengelli iğne nazar bozar derler
Hanımın çorabı kaçık başında bigudiler
Karabaş bile, karabaş bile suratıma bakıp bakıp havlıyor
Öğünmek gibi olmasın ama dostlar
Kendimi hıyar gibi hissediyorum
Hani ince kıyım doğrasalar beni Akdeniz cacık olur diyorum
Ve hatta Atlas okyanusu ve hatta Hint okyanusu
Ve hatta hatta Büyük okyanus bile cacık olur diyorum
Böyle cacığa rakı mı dayanır
Çivi çiviyi söker derler soğuktan donanı buzla ovarlar
Ben zaten yanmışım dostlar peki beni fırına mı koysalar
Zeytin suyuna kuru ekmek böyle gelmiş böyle gidecek

Not: Resim Barış Manço’nun lisede çektirmiş olduğu resmidir. Saçsız sakalsız böyleymiş kendisi. Bu yazıyı Barış Manço'nun ölüm yıldönümünde yazmıştım, eski bir yazı.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Sevdiysen paylaş.