24 Tem 2010

The Fall

Filmin afişini görünce aklıma hemen Salvador Dali'nin Mae West'i çizdiği (simgelediği demek daha doğru olur sanırım) şu tablo gelmişti, araştırınca da gerçekten oradan esinlenildiğini öğrendim. Afişinin güzelliğinin yanında bir çok yerden bir çok defa filmin çok güzel olduğunu duysam da bir türlü seyretmeye fırsatım olmamıştı.
Filmin künyesinden başlarsak , IMBD puanı hayret uyandıracak kadar yüksek, gerçi seyredince daha da yüksek olabilirdi, hakediyor diyeceksiniz.
Film esas olarak Roy ve Alexandria karakterlerinin etrafında yoğunlaşıyor. Masal anlatan bir Roy ve masalı dinleyen bir Alexandria var. Bir hastane odasında geçiyor film diyeceğim ama utandım bunu diyemiyorum. Yani masal anlatma evet, bir hastane odasında geçiyor, ama masallar Türkiye Aya Sofya Camii dahil dünyanın bir çok yerinde geçiyor. Buna biraz daha değineceğim ileride.
Pushing Daisies dizisinde dokunduğu insanlara hayat verip öldürebilen Lee Pace burada Roy olarak karşımıza çıkıyor.
Alexandria rolünü ise Catinca Untaru isimli çocuk oynuyor. Oynuyor demek belki hafif kalıyor döktürüyor demek daha doğru olacaktır.
Yönetmeni Hintli Tarsem Singh'in çektiği ikinci ve son film olması da işin başka ilginç bir boyutu.

Filmin ilk sahnesinde bir dublörün çekimler esnasında düşüp sakatlanmasını görüyoruz.. Gerçi o anda tam anlamıyorsunuz olup biteni ama sonra kafanıza yerleşiyor. Roy isimli dublör, hastanede tanıştığı ve bahçelerinde portakal toplarken düşüp kolunu kırmış olan ve fena halde canı sıkılan Alexandria ile muhabbet etmeye başlar. Bir süre sonra kıza masal anlatmayı teklif eder ki ileride bunun karşılığında bir iyilik isteyecektir. Biz de seyirci olarak kızın kafasında canlanan masalı görürüz.

Önce çölde kaybolan Büyük İskender ile ilgili minik masaldan sonra Roy gerçek masalı anlatmaya başlar. Vali Odious isimli kötü adamdan her biri kendince nedenlerle nefret eden ve öldürmeye yemin etmiş beş kişinin (sonra altı olacak) masalıdır bu. Kız tabii masalı kafasında canlandırırken gerçek hayattaki kişiler koyar kahraman olarak. Hatta yüzü maskeli asıl kahraman da masalın içindeyken önce babası olacak , sonra da Roy da karar kılacaktır.

Masal ve gerçekler iki ayrı düzlemde devam ederken, bir süre sonra Roy'un ruh hali masallara yansıyacağı gibi , masaldan çok etkilenen Alexandria gerçekle masalı içselleştirecektir. Masaldaki güçlü yenilmez kahramanların giderek "insanlaşması" ve Roy'un da giderek kızın kahramanı haline gelmesini seyrederken, hayatın aslında acı olduğunu bir kez daha hatırlayacağız. (Hayır kötü sonu var filmin demedim, iyi sonu da var demedim, bir şey demedim filmin sonu ile ilgili)

Roy'un sakatlanıp yataktan çıkamamasına belki bir gönderme olarak masalda durmadan seyehat ediliyor. Tabii bu yolculuğun hedefi Vali'yi bulmak, bunun için bütün dünyayı arıyorlar kahramanlarımız. Film ekibi bunu stüdyoda halletmek yerine gerçekten neredeyse dünyayı gezerek, çok farklı ve egzotik mekanlarda çekim yaparak sunuyor bize. Filmde 3 öğeye çok önem verilmiş. Mekanlar, renkler ve kostümler. Film boyunca çekim yapılan mekanları gösteren şu adresi ziyaret ederseniz bu şaşkınlığımı biraz daha anlayabilirsiniz sanırım. Film boyunca bir tane bile özel efekt kullanılmadığını da ekleyeyim. Filmi izlerken kelebek adasına geçilen sahneyle , rahibin yüzünden çöle geçilen sahneye dikkat edin.

Filmde Roy'un intihar eğilimi, bunalımının giderek artması masala da yansıyacak, şaşalı başlayan masal da gitgide kötüleşecektir. Gerçek hayatta Roy'un başarısızlığı, karşılık alamayacağını bildiği aşkına olan üzüntüsü, masaldaki karakterlerin de "düşüş" üne sebep olacak, küçük kızı kendi amacı için kullanması da "düşüşünü" hızlandıracaktır.
Kostümler de mekanlar kadar ilgi çekici. Masal havasını ve çocuğun dünyasını çok iyi yansıtan bu iki öğenin ortak noktası "renkler". Bütün film boyunca etkin olan bir canlı renk kullanımının verdiği etkileyicilik olağanüstü. O yüzden bu filmi seyredeceksiniz mutlaka yüksek çözünürlüklü ve kaliteli bir sürüm tercih etmenizi tavsiye ederim.


Görsel olarak olduğu kadar işitsel olarak da çok etkileyici. Film müzikleri harika, girişte çalan parçayı şuradan hemen dinleyebilirsiniz, http://www.youtube.com/watch?v=Y7F4z8FV6ME)

Sonuç olarak: Şimdiye kadar seyretmediyseniz, hemen bir yerlerden bulun ve daha geç kalmadan seyredin derim ben. Tekrar tekrar izlenebilecek bir görsel şölen, güleceksiniz, hüzünleneceksiniz, ama hepsinden önemlisi mutlu olacaksınız.


1 yorum :

  1. şimdi kaç gündür hastayım falan hiç keyfim yok moral bozukluğu tavan yapmış hala da devam ediyor off puflarla baş ağrısı yapışmış gitmiyor derken bakim dedim ne yapmış. öylesine geldim yorum yapılmamış iki satır karaladım hadi kaçtım.

    YanıtlaSil

Sevdiysen paylaş.