8 Haz 2010

The Road


Amerikalı yazar Cormac Mc Carthy'nin Pulitzer ödüllü kitabından sinemaya uyarlanmış olan Road filminde , başrolde , Yüzüklerin Efendisi filminin Aragorn'u , yakışıklı ve kaslı abimiz Viggo Mortensen oynuyor. Yazar Cormac McCarthy aslında sinema dünyasına pek uzak değil. Bir önceki romanını da, yani No Country For Old Men romanını, Coen kardeşler muhteşem bir şekilde sinemaya uyarlamış biz de ayıla bayıla seyretmiştik. Yeni kitabı bu sefer John Hillcoat yönetiminde beyaz perdeye taşınıyor.
Filmi kör göz felaket filmi olarak tanımlayabilirsiniz. Hani bir şeyler olur da dünya felakete sürüklenir, bir sürü insan ölür, ve yeni dünya vahşiliklerle doludur, Mad Max ile zirveye çıkmış bir akımın yeni bir versiyonu diyebilirsiniz filme, ama ben öyle anlatmam.
Film çok ileri olmayan bir gelecekte geçiyor. Bir sabah insalar uyanır, ve bütün dünyanın yandığını görürler. Bütün bitkiler ve hayvanlar yok olmuştur. Bunun sebebi üzerinde hiç durulmaz filmde, ve bence iyi de yapılır. Konu bu değildir zaten.
Yiyeceklerin tamamen tükenmesi insanların ilkel benliklerini ortaya çıkarır ve yiyecek bulmak için -ve hatta seks için- saldırganlaşırlar. Yiyecek derken tabii doğal yemek kaynakları tükenmiştir ve insanlar buldukları daha zayıf insanları yemektedir.


Felaketten önce karısı ve çocuğuyla mutlu ve düzenli bir hayat sürerken felaketten sonra tek amacı çocuğunu ve karısını korumak olmuştur artık babamızın. Bir adet silahları ve 3 tane kurşunları vardır ve karısı intihar etme konusunda çok ısrarlıdır. Bir sahnede hatta, "biliyorsun, bana ve oğlumuza tecavüz edecekler ve sonra yiyecekler" der ve bütün film boyunca bu ne zaman olacak diye tef gibi gerilerek geçirmemize sebep olur. Neyse zaten intihara ikna edemeyen optimist ablamız filmin başında alıp başını gidecek ve adama çocuğu da alıp güneye gitmesini vasiyet edecektir. Neden güney orası biraz muamma, belki hava çok soğuduğu için, orasının sıcak olduğu için diye düşündüm kendimce.



Filmin konusu da bu seyahat esnasında baba-oğulun yaşadıkları üzerine kurulu. Bir yandan yol boyunca oğlunu en başta yamyam ve tecavüzcü insalardan korumaya çalışan baba, bir yandan umudunu hiç kaybetmemeye ve en zoru da oğluna dünyada hala iyiliğin olabileceğine inandırmaya çalışır. Ancak kendisinin de kötüleştiğini, vahşileştiğini farketmesi, oğluna vermesi gereken şeyin sadece yiyecek olmadığını anlaması ve bu konuda yaşadığı ikilemler de, günümüz dünyasındaki varoluş savaşına sıkı bir göndermedir.



Yolda karşılaştıkları kötü adamlar genelde silahlı çetelerdir. Topluca "ava çıkmış" bu kötü adamlardan korunabilmek için 3 adet kurşunları kalmıştır (bire düşecek) ve bu zaten bütün filme hakim olan karamsar havayı iyice ağırlaştıracaktır.
Filmin sağlam senaryosu yönetmene ve oyunculara pek fazla iş bırakmamış olsa da üstünüzdeki gerilimden ve filmin sonunda ağzınızda kalan kekremsi tattan sonra hepsinin işinin hakkını fazlasıyla iyi yaptıklarını söylemek pek yersiz olmayacaktır.
Sonuçta; mutlaka seyredilmesi gereken filmler listesine gönül rahatlığı ile ekleyebileceğiniz bir film.


4 yorum :

  1. Uzun zamandır böyle gerilimli bir film izlememiştim. Sonu kalmış açıklamadığınız. Yazınız da filmi tekrar izlemiş gibi oldum. Evet iyi insanlar derken, kendide o yolun yolcusu oldu. O adamı çıplak bırakması sinir etti beni.. Bir sonu kalmış yazayayım mı?

    YanıtlaSil
  2. Ya öyle deme mehtap sadece konusunu anlatıyorum filmde olan olayları anlatmıyorum ki:( En basit bir fragmanda bile görülebilecek şeyleri yazıyorum. Ben de spoiler vermiyorum diye seviniyordum kendi çapımda:(

    YanıtlaSil
  3. ben bu şekilde ki anlatımları seviyorum aslında. Ve kitaplarım için bazen çok eleştiri alıyorum bu yüzden kimi hepsini anlatsaydın bari diyor kimi hiç birşey anlatmamışsın diyor. Şu sıra pek keyfim kaşıyor benim. Ben beğeniyorum bu anlatış biçimini ama yine de sen en uygununu bilirsin tabi.
    bu arada sen beni niye takip etmiyorsun serdar :( profilinde takip ettiklerin arasında yokum. ha mecburmuyum diyebilirsin senden önce onu da diyeyim değilsin :) ama niye yokum ya :(

    YanıtlaSil
  4. Yok musun??? Bilmem ki Serap, ff den her düşen yazıyı okuduğum için farketmemişim bile varsın sanıyorum ben:(

    YanıtlaSil

Sevdiysen paylaş.