20 May 2010

Where the Wild Things Are - Kedidir o kedi.


Çocuk filmlerinde uzun zamandır görmek istediğim bir şey vardı. Çocuk bir şeyi hayal ederse nasıl eder, eğer çocuk bir şeyi kurgularsa nasıl kurgular? Bu soru cevapsız bir şekilde dururdu kafamın bir kenarında. Hayal dünyasına dalmış bir çocuğu anlatan bir çok filmde, nedense hayal dünyasını büyükler kurgulamış oluyordu ve bu benim her zaman dikkatimi çekiyor, seyrettiğim filmde bir yavanlık hissetmeme sebep oluyordu.
2009 yapımı olan Where The Wild Thing Are, IMBD'de 7.3 puana sahip. Yönetmen koltuğunda ise Jackass serilerinden aşina olduğumuz Spike Jonze oturuyor. Film sektörüne yabancı gerçi bu arkadaş, daha çok onu Björk, REM gibi müzik kliplerinden tanıyoruz , ve o sektörde kendisi çok tutulan bir isim. Ha bu adam film yapamaz zannetmeyin, Being John Malkovich gibi oldukça önemli bir prodüksiyonda da yönetmen olarak gördük kendisini.
Filmin konusuna kısaca değinirsek, Max, ailesiyle sorunlar yaşayan ufak bir çocuktur. Kız kardeşinden yeteri kadar ilgi görmemekte, annesi ile ise iletişiminde sorunlar yaşamaktadır. Bir gün annesiyle yaptığı büyük bir kavga sonucunda evden uzaklaşmış ve bir çalının dibinde uyuyakalmış, rüyasında ise o çalının dibindeki sandalla bilinmeyen bir ülkeye doğru yola çıkacaktır. Tabii olayın rüya olduğu benim anlatımım, gerçek de olabilir ya da uyumadan kendisi de kurmuş olabilir bunlardan birisini seçebilirsiniz.


Uzun bir deniz yolculuğundan sonra, Max kendisini bir adada bulur. Adada bizim görsek altımıza doldurucağımız, sübhaneke okuyup eüzibismillah diyeceğimiz yaratıklar vardır. Max de ilk başta hafif korksa da, sonunda onların arasına karışmaya karar verir. Yaratıklar Max'den ilk önce hiç hoşlanmazlar, ama Max aslında bir kral ve bir kahraman olduğunu söyleyince, çok mutsuz olduklarını söylerler ve Max'den kendilerine krallık yapmasını isterler.



İlk başlarda krallık yapmaktan çok hoşlanan küçük Max, zaman geçtikçe bu yaratıklar arasında denge kurmanın zorluğunu, herkese eşit davranmanın zaten imkansız olduğunu ama bunu onlara hissettirmemenin de ne kadar zor olacağını görecektir. Asıl amacı olan onlara mutluluk vermenin ne kadar zor olduğunu anlamasıyla kendisine olan güveni de sarsılmaya başlayacaktır. Adada yaşayan bu yaratıklara karşı olan sorumluluklarının altında git gide ezilen Max, savaş oyunları ve kale inşa etmek gibi oyunlarla geçici olarak onları neşelendirse de her şey kötü gitmeye devam edecektir.



Biraz da detaylara girersek, filmdeki simgelemeler gerçekten çok ilginç. Sorumluluklarından kaçamayacağı ada gibi bir mekan seçilmesi, ve oyunların gerçeklerden kaçmasına yetmeyeceğine, sadece erteleyeceğini anlaması bakımından çok değişik bir yol izlenmiş. Filmde başta dediğim gibi, yaratıklar, yaratıkların konuşmaları ve bir çok olay, bir çocuk nasıl hayal ederse aynen öyle yapılmış. Bu bahsettiğim bir büyük olarak gerçekten çok zor bir iş. Tabii bunda filmin kaynağını oluşturan kitaba çok sadık kalınmasının önemli bir rolü var.
Maurice Sendak tarafından 1963 yılında yazdığı kitaptan uyarlanan film, bir çocuk filmi mi, yoksa bir çocuğun nasıl büyüdüğünü görmek isteyen büyük filmi mi tam karar veremedim. Ama kendi tarzı içinde ismini önemli bir yere yazdırdığı kesin.


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Sevdiysen paylaş.