1 May 2010

Atonement - Ağlamadım Gözüme Toz Kaçtı

Beni tanıyanlar bilir, pek romantik , yumuşak bir insan değilimdir, bundan dolayı bu tarz filmler de pek sarmaz beni. O yüzden sanırım bu film dikkatimden kaçmış, yoksa 2007 yapımı bir filmden hiç haberim olmaması bana da ilginç geldi. . Atonement filmini imdb de gezerken farkettim, ciddi bir puanı var, aha da buradan görebilirsiniz. 7.9 Puan'ı almak pek kolay iş değil. Aslına bakarsanız , sadece romantik bir film demek de yanlış olur, içinde bir çok şey gibi, romantizm de olan bir yapıt diyelim.
" Küçük bir kızın, yatak odasının penceresinden gördüğü şeyi kendince yorumlaması" yüzünden herkesin hayatı nasıl değişir?? Filmin ana teması bunun üzerine kurulmuş. Çocuk aklı ile gördüğü sahneden etkilenen ve bunun hayal dünyasını etkilemesi yüzünden birbirini seven iki kişiyi ve kendisini çok uzun sürecek felaketlere sürüklemesi. İnanın başka ne söylersem söyleyeyim filmin tadı kaçar, bu yüzden kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum. Filmin kurgusu hakkında bu kadar yorum yeter.
Evet biraz detaya girebiliriz şimdi;
Yönetmenimiz Joe Wright'ı; Pride&Prejudice dan biliyoruz (iki filmin afişlerinin benzerliği şimdi dikkatimi çekti) , sahneler ve görsel mekanlarda zaten çok başarılı bir yönetmen, bu filmde ekstra olarak müzikler o kadar başarılı ki sadece müzikleri için bile bir kez daha izlenebilir. Filmin 7 dalda Altın Küre ödülüne aday gösterilmesi ve "en iyi müzik" ve "en iyi film-drama" ödüllerine layık görülmesi zaten bu durumu ispatlar nitelikte.
Ayrıca 7 dalda Oscar'a aday gösterilmiş bir film. Ha ben sadece müziklerini merak ettim diyorsanız, "Clarie de lune-Claude Debussy""O Soave Fanciulla-Puccini , La Boheme Opera'sından " "Ehi! Rodolfo-Puccini , La Boheme Opera'sından" ve "The White Cliffs of Dover-Walter Kent, Nat Burton" kelimeleri ile arama yaparak internette bulabilirsiniz.
Yönetmen pek başarılı diyordum, seyrederken çok şaşırdım bunu ara not olarak buraya yazayım, bir yönetmen olsam , olayı yaşayanın gözüyle seyredenin görmesini sağlamak için çok uğraşırdım ben. Yani birisi bir şeyi yanlış anladıysa, seyirci o kişinin neden yanlış anladığını, kendisi de yanlış anlayarak anlayabilir sadece diye düşünürdüm hep. Bu filmde bunu birebir yaşattığı için teşekkür ederim kendisine, çok heyecanlandım şahsen bu detay karşısında. :)
Gelelim oyunculara;
Aşkın kız tarafını oluşturan Keira Knightley, Karayip Korsanları filminden hatırlarsınız, ciddi bir hayran kitlesine sahip genç bir oyuncu. Kendisinin ilik gibi olmasının yanında bu filmde gerçekten iyi bir performans sergilemiş. Süt gibi hatun maşallah diyor , kendisine buradan selam gönderiyoruz.
Erkek tarafında ise , James McAvoy var. Kendisini , Last King of Scotland'daki sevişgen çocuk rolünde seyretmiştik. Başına ne geldiyse uçkurundan gelmişti. Burada da aslında buna benziyor durumu, ortam bulsa sevişecek ama denk getiremedi bir türlü. Zaten.... , neyse söylemeyeyim ..
Bir de görüldüğü yerde vurulup öldürülecek, kafası ezilecek ufak sarışın kız var. Hikayeyi anlatan o, zaten filmi çevrilen romanı yazan da o. Farklı çağlar için 3 kişi oynuyor kendisini. Minik halini Saoirse Ronan canlandırmış. Canlandıramaz olasıca...Kıza sinirim geçmemiş hala.
Seyrederken ağzımdan çıktı, "bir filmde herkes mi iyi rol yapar ya" dedim, en küçük figuranına kadar gerçekten başarılıydı herkes.
Toparlamak gerekirse, mutlaka izlenmesi gereken bir film, romantik/drama olarak geçse de türü, sevecek bir şeyler mutlaka bulursunuz bu filmde eminim.



2 yorum :

  1. Konusunu deşmemek filme olan ilgiyi azaltmamak için olsa da kızın ne gördüğünü merak ettim. İzleyin yani demişsin bakalım en kısa sürede izlemeye çalışacağım

    YanıtlaSil
  2. Önce kitabını okumuştum, şiddetle tavsiye ediyorum... Tıpkı Uçurtma Avcısı'nın kitabını okumayı filmini izlemeden önce yapmak gibi... Sanırım dört kez izledim ben :) Yok yahu, ilkinde anlıyorum da, her seferinde bir detay yakalamak hoşuma gidiyor, kalemine sağlık...

    YanıtlaSil

Sevdiysen paylaş.