24 Nis 2010

Sherlock Holmes Seyrettim

Ortaokulda iken okuyup özet çıkarmam için verilen ödevle tanıştım Sherlock Holmes ile, orjinal dilinde okumuş olmamdan dolayı belki de çok etkilenmiş, hayran kalmıştım Sir Arthur Canon Doyle'ın elinden çıkan bu zeki kahramana. İlk okuduğum kitabı The Hound of Baskervilles idi. Tam bir beyefendi olan dedektifimizin bir de kankası vardı, Dr.Watson. Daha sonra bir çok kitabını okudum, olayları inceleme, analiz etme ve çözme yeteneğiyle benim süper kahramanım oldu yıllarca kendisi. Kitap boyunca olayları inceler, sonunda ise flashback'ler ile geriye dönük çıkarımlar yapar ve çözerdi olayı. Bütün kitaplarda olan ve James Bond'un "Bond, James Bond" lafı gibi, kalıplaşmış, özdeşleşmiş bir de lafı vardı. Arkadaşına "elementary my dear Watson" derdi, her şeyi çözüp, ununu eleyip, eleğini astıktan sonra, saf saf bakan, ve nasıl çözdüğünü anlayamayan arkadaşına. "Çok kolay be kanki, sen de ne safsın" der gibi bir manası vardı.
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden bu filmi merakla bekliyordum. 1080p versiyonu internete düşünce tamam dedim, beklediğime değdi. Kendime bir kıyak yapabilecektim. Hevesle beklediğim filmlerde yaptığım bir şey vardır, film hakkında ne bir yorum okurum, ne fragman seyrederim, böylece fikrim olmaz seyretmeden önce.
Gelelim filme;
Yönetmeni ailecek severek izlediğimiz, Guy Ritchie . Kafanızda bir şey canlanmadıysa, Revolver, RocknRolla ve Lock, Stock and Two Smoking Barrels diyeyim size. Harika işler çıkaran ve saygın bir yeri olan yönetmen, ben de pek severim kendisini, görsem gıdısından makas alacak kadar diyeyim oradan anlayın sevgimi.
Kadroya gelince en son Demir Adam olarak izlediğimiz Robert Downey Jr bizim dedektifimiz, kankisi rolünde Jude Law, düşmanı rolünde film boyunca "allah allah bu Andy Garcia değil mi ya?" dediğimiz Mark Strong var. Kadro da çok sağlam anlaşılacağı üzere.
Konuya gelince, çoğu Sherlock Holmes romanında olduğu gibi, doğaüstü olaylarla içiçe geçmiş suçların peşinden koşan dedektifimiz, üstün gözlem yeteneği ile aslında doğaüstü bir şey olmayacağı inancıyla (filmde bu vurgulanmıyor pek) her şeyi aydınlatır, ve bize aaaaaaa süperrr dedirtir.........mi?
Burada bir soru işareti koymak gerekiyor. Bir kere filmdeki Scherlock Holmes karakterinde romana sadık kalınmamış. Kaş, göz kıyafet vs kastetmiyorum, belki ona da dikkat etmek gerekir ama, huyu suyu hiç bizim bildiğimiz, kitaplarda anlatılan, onlarca kez filmi çekilen Sherlock Holmes'a benzemiyor. Belki biraz ilginçlik katmak için, asi, serseri ruhlu , kaslı, uzakdoğu sporlarına hakim bir karaktere dönüştürmüş olabilirler dedektifimizi ama Sherlock Holmes hayranları bu durumda ne hisseder acaba diye düşünmemiş gibiler.
Film bir filmi olarak gerçekten güzel. Efekler, sahneler, diyaloglar......mı??? Gene dayanamadım soru işareti koydum. Ama Holmes'un ana özelliği olan gözlem yeteneğinin gözümüze sokulurcasına bize sunulması olayın karizmasını alıp götürüyor, içimden "tamam len anladık" diye bağırasım geliyor. Bütün filmin son 3 dakikada çözülmesi, film boyunca karizmadan yıkılan kötü adamın filmin sonunda kediye dönüşmesi ise bizi hayretlere gark edip, oldu mu bu şimdi demeye itiyor.
Ama gene bunları görmezden gelirsek film bir sinema filmi olarak güzel, en azından güzel vakit geçirmenizi sağlayacak bir film. Ama kesinlikle eminim bu bir Sherlock Holmes filmi değil, en azından çok kötü bir örneği.


2 yorum :

  1. Aslında hep aynı oluyor. Çünkü okurken yansıyan çok başka. Çünkü okuduğumuz zaman aralığı varya işte o aralıkta kafamızda canlandırdıklarımızla gösterilenler çok başka. Bu yüzden de olmuyor olamıyor ne yazıkki...

    YanıtlaSil
  2. Ama Serap, bir çok Holmes filmi var çok başarılı. Sadece bahsettiğin değil sorun, bu filmde ciddi bir yorum hatası var.

    YanıtlaSil

Sevdiysen paylaş.