12 Nis 2010

Hunger-Açlık

İnsanın kendi bedeninden başka ortaya koyabileceği bir başkaldırı aracının olmaması ne demektir tahmin edebiliyor musunuz? Siyasi bir film Hunger, ama siyasetten neredeyse hiç bahsetmeyen bir film. Aslına bakarsanız filmde hiç bir şey konuşulmuyor desek yeridir. Bütün filmde toplasanız bir kaç sahnede sadece diyalog var, ama bu tahmin edeceğiniz aksine hiç yavan durmamış.
Film IRA liderlerinden Bobby Sands ve arkadaşlarının hapishanede yaşadığı günleri anlatıyor. Filmde IRA'dan da, İrlanda'dan da konuşulmuyor. O yüzden ben de bahsetmiyeceğim uzun uzun. Ama merak edenler ve incelemek isteyenler için Bobby Sands için buraya ve buraya, IRA içinse buraya ve buraya bakmalarını tavsiye ederim.
Film Steve Mc Queen'in ilk yönetmenlik denemesi, ama bu sizi yanıltmasın, filmdeki atmosfer izleyiciye çok iyi yansıtılmış. Filmin işleniş şekli ise pek rastlamadığımız bir türde, asıl kahramanı anlatmaya hapishanedeki bir gardiyandan, daha sonra başka bir mahkumun üzerinden tabiri yerindeyse zıplayarak yapılıyor. Filmin genel sessizlik havasını ise Bobby Sands'in gireceği açlık grevinden önce arkadaşı olan bir rahiple olan muhteşem diyalog bozuyor. Bu diyaloğu muhteşem kılan, konuşulanlar kadar, kesintisiz çekilmiş olması. 17 Dakika süren tek çekimlik diyalog gerçekten çok etkileyici.
Kabaca konusuna değinirsek, IRA mahkumları kendilerini İngiltere ile savaşta olduklarını bu yüzden hapishanelerde tek tip kıyafetin savaş kanunlarına aykırı olduğu gerekçesiyle sivil kıyafetlerini giyebilmek için, kayıtlara "battaniye eylemi" olarak geçen bir eyleme başlarlar. Hapishane kıyafetlerini giymeyen mahkumlar sadece battaniyelere sarılı olarak iki kişilik hücrelerde kalmaktadırlar. Bir süre sonra duşta işkence gördükleri için yıkanmayı ve tuvalete gitmeyi de reddederler. Dışkılarını hücrelerinde yapmakta ve yaptıklarını da hücrenin duvarlarına sürmektedirler. Kahverengi renkteki hücre duvarları arasında yıkanmadan ve çıplak olarak yaşarlar. Bobby Sands'in hücresinin duvarlarının yıkandığı sahne de gerçekten etkileyici. Talepleri İngiliz Kraliçesi tarafından dikkate alınmayan mahkumların son çaresi de "açlık grevi"dir. Filmdeki karakterlerin hücre hayatı boyunca nasıl kilo verdiklerine ve Boby Sandds'i canlandıran, Micheal Fassbender'in film boyunca nasıl kilo verdiklerini görünce hayret edeceksiniz. Açlık grevinin ortasında iken , İngiliz Parlamemantosunda bir koltuğun boşalması ve Bobby Sands'in aday gösterilmesi, hem de dönemin İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher ile aynı bölgeden daha fazla oy alarak seçilmesi, tarihe hapishanedeki bir mahkumun milletvekili seçilmesi olarak geçecektir.
Siyasi görüşünüz ne olursa olsun, izlemiş olmak isteyeceğiniz bir film olduğunu düşünüyorum. Bazı sahneler rahatsız edici olabilir, etkileniyorsanız.



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Sevdiysen paylaş.