26 Mar 2010

The Men Who Stare At Goats

Ne zamandır komedi filmi seyretmiyordum, George Clooney'in oynadığı, gene bir komedi filmi denebilecek Burn After Reading filmindeki oyunculuğu, ve o filmin çok güzel olmasının yanında, filmin oyuncu kadrosu çok çekici geldiği için bunu da izleyeyim dedim.
The Men Who Stare At Goats, yani Türkçe'ye çevirirsek , Keçilere Bakan Adamlar, göz dolduran bir oyuncu kadrosuna sahip. George Clooney, Jeff Bridges, Ewan McGregor, Kevin Spacey zaten hepsi ayrı ayrı seyredilesi adamlardır, bir araya gelirlerse neler olur diye düşünmemek mümkün değil.
Film izlemek için gerekli ekipmanları topladıktan sonra (bira, cips) kuruldum ekranın karşısına. Belki filmi izlemek isteyen olur diye kurgudan ve olaylardan bahsetmiyeceğim. Tarz olarak kendimce saçmalık komedisi dediğim (literatürde adı nedir bilmem) ve benim çok sevdiğim bir tarzı var filmin, yani kısaca bir sürü saçma sapan olayın ve diyaloğun döndüğü bir film. Tarz olarak belki yakalanmaya çalışılan hava Big Lebowski (çok iddalı oldu farkındayım sadece tarz olarak dedim ama) bile sayılabilir. Böylece belki saçmalık komedisi kelimesi ile ne kastettiğimi de anlarsınız.
Filmin bir başka özelliği ise, diğer kült filmlere sık sık gönderme yapması. Star Wars, Silence Of The Lambs, gibi filmlere ise gönderme yapmakla kalmıyor, film bir yerden sonra örtüşmeye başlıyor, özellikle Star Wars ile. George Clooney'in canlandırdığı Lyn Cassedy karakteri ile Ewan Mc Gregor'un canlandırdığı Bob Wilton karekteri, Star Wars'daki usta ve çırak ilişkisinin aynısı. Ewan Mc Gregor'un Star Wars daki Obi Wan Kenobi'yi canlandırması olaya bambaşka bir ironi de katmış. Ancak bu filmde gönderme yapmakla kalmıyorlar, isimleri gene Jedi savaşçısı, yalnız Amerikan ordusu için çalışıyorlar ve mekanları uzay değil, Irak çölleri.
Film bir gazete muhabiri olan Bob'un , karısı onu terkettikten sonra boşluğa düşmesi ve karısına bir hiç olmadığını ispatlaması için ortadoğuya gitmesiyle başlıyor. Karısı da, Lost'tan tanıdığımız kızıl afet Charlotte bu arada. Irak'a girmek için bir yol ararken orada Lyn ile tanışıyor.
Devamını tabii ki anlatmayacağım, hevesinizi kaçırmak istemem seyretmek isteyenlerin. Ancak çok güzel başlayan film, nedense ikinci yarısında çok sıkıcı bir hal aldı. İnce göndermeler yerini gözümüze sokarcasına kurgulanmış öykülere, saçmalığın komedisi yerini bu ne ya üff dedirten sıkıcı diyologlara bıraktı.
Vakit geçirmek için belki seyredilebilecek bir film. Ama özellikle kadroya bakıp çok bir şey beklemeyin derim ben.

9 yorum :

  1. Güzel olmuş.Hayırlı olsun..
    Son cümlen filmi izlememek için yeterli sanırım.

    YanıtlaSil
  2. Mehbup aslında hiç sevmem ben yönlendirme yapmayı, özellikle filmler konusunda, ama bunu hiç sevmedim ya:(

    YanıtlaSil
  3. kadrodan dolayı yüksek beklentiye giriyo insan. ondan da olabilir tabi.

    YanıtlaSil
  4. beklentiye de girilsin ama değil mi, mucize de beklemiyorduk zaten ghurj

    YanıtlaSil
  5. Hani yeni yazın? Daha ilk günden paydos yapmışsın. Eski filmlerin anlatımında bekleriz.. İzlenmeye değer olanların yalnız.

    YanıtlaSil
  6. aaaa tesadüfen gördüm. İnsan tanıştırır yeni mekanını değil mi :))Burasını sevdim :)))

    YanıtlaSil
  7. :)) ya öylesine açmıştım Serap, bilmiyorum ki akibeti ne olacak.

    YanıtlaSil
  8. Jedi düşünme tarzıyla ordu kurma fikri haricinde filmde pek birşey yoktu. Star warsa birebir benzeyen sahneler baya zevkliydi. Ama dediğin gibi fazla kopuk ve geyik bir film oldu ikinci yarıdan sonra. Sinemada izledim bir de ben. Bilemedik işte, aslında evde izlemelik bir filmmiş.
    Bu arada hayırlı olsun:)

    YanıtlaSil
  9. teşekkür ederim lluvia, seni burada görmek güzel:)

    YanıtlaSil

Sevdiysen paylaş.